fobiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
fobiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Mayıs 2010 Cumartesi

Hastalik Fobisi ve Kir Fobisi Nedir ?

Hastalık fobisi

Birçok kişi kendisinde ağır, bulaşıcı ya da iyileşmeyecek bir hastalığın bulunduğu korkusunu taşır. Bu korkular arasında cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korkma önde gelir.

Örneğin belsoğukluğu ve benzeri, özellikle virütik hastalıklardan korkma, AİDS bulaşacağından korkma sık görülür. Bu hastalıkların enjeksiyon, tükürük ya da benze­ri bir yolla bulaşmış olabileceğinden korkanlara da rastla­nır. Bu kişiler bedenlerindeki en ufak bir işareti bu yönde yorumlarlar. Bazı kişilerde bu kanser korkusu biçiminde olabilir. Fobisi olan kişilerde genellikle de bir hastalığa karşı korku olur. Eğer bilinmeyen hastalıklar ya da genel bir korku söz konusu ise o zaman fobi yerine "hipokondriyaklık" (hastalık hastası olma) kavramından söz edilir.

En yaygın fobiler hangileridir?

Fobilerin sıklığı konusunda genel olarak yaklaşık tah­minler söz konusudur. Çünkü eskiden yapılmış çalışmalarda çoğu zaman farklı fobi tipleri arasında bir ayrım yapıl­mamıştır. Fobik bireyler genel olarak çok fazla yardım aramadıkları için klinik değerlendirme sistemine çoğu za­man girmezler. Genellikle fobik uyaranla karşılaşma ihti­mallerini düşürerek günlük hayatlarına devam ederler. Sa­dece mesleki işlevselliğini büyük ölçüde etkilediğinde ya da gündelik yaşamında ciddi sorunlara neden olduğunda yardım talep ederler. Gerçek fobiler de bazen klinik açıdan öteki psikiyatrik hastalıklarda görülen fobi benzeri belirti­lerle karışabilmektedir.

Çocuklarda korku hemen her yaşta görülse de özellikle okul öncesi dönemde biraz daha yoğundur. Çocuklardaki korku yaşantıları yüzde 8-40 olarak farklı çalışmalarda bildirilmiştir. Çocuklardaki fobi sıklığı ise yine farklı çalış­malarda yüzde 2,5-7 oranlarında değişmektedir. Yetişkin­lerde ise basit fobilerin 6 aylık tahmini prevelansı yüzde 4-8 oranlarında bildirilmektedir.

Kir fobisi

Bazı insanlar kirli bir şeye dokunmaktan ya da her­hangi bir yerden kir sıçramasından çok korkarlar. Kirli olarak bilinen yerler ve nesneler genellikle çok sayıda ki­şinin girip çıktığı, dokunduğu nesne ve yerlerdir. Bu du­rum her ne kadar kirden korkma olarak yaşansa da aslın­da temizlik obsesyonu ile iç içedir. Temizlik obsesyonu, yani takıntısı her şeyin tam ve mükemmel biçimde temiz olması isteği biçiminde yaşanır. Dolayısı ile temizlik ob­sesyonu kir korkusunu besleyen bir şeydir. Temizlik ob-sesyonunun kir korkusundan farkı şudur: Kişi daha ziya­de kirlenme sonucu ortaya çıkacak durumun sonuçları ile ilgilidir. Örneğin kişi ellerini uzun süre tekrar tekrar yıkayabilecek midir? Bu konuda garanti verilirse birçok te­mizlik obsesyonu olan kişi kirli nesneleri elleyebilir ama ellerini yıkamasına mani olunursa sıkıntı duyar. Halbuki fobik olan kişiler korktukları objeye hiçbir şekilde yaklaş­mak istemezler. Bir başka fark ise şudur: Obsesyonu olanlar konu etrafında birçok düşünce geliştirirler. Konu hakkında ortaya çıkan en ufak bir farklılık onların dü­şünceleri ve alacakları tedbirler konusunda birçok deği­şikliğe yol açar. Halbuki fobikler konu etrafında fazla ye­ni fikir ve evham üretmezler.

Kir bulaşacağından korkulan yer ve nesneler arasın­da özellikle tuvaletler ve onunla ilgili yerler (kapı sapı), herkesin temas ettiği kağıt ve metal paralar, ayak bası­lan yerler, hastane gibi mikrop ve insan artıklarının bu­lunabileceği yerler kir fobisinin en çok konu aldığı du­rumlardır.

Paradoksal bir şekilde kir fobisi olan insan her ne ka­dar hep temizliğe ulaşmak çabasında ise de gece gündüz kir fikri ile uğraşmak zorunda kalır ve hayatı temizlikten daha çok kir konusu ile işgal edilmiş olur. Hatta denebi­lir ki aslında birçok kir korkusu ya da temizlik obsesyo­nu olan insan arzuladığı bu duruma bir türlü ulaşamaz. Hep ayrıntılarla uğraşırken bütünü gözden kaçırır. Tam bir organizasyon yapmak isterken başarısız olur ve iste­diğinin tam tersine bazı konularda dağınık, hatta kimi zaman yeterince temiz olmayan düzenlemeler içersine girdiği görülür. O nedenle kir korkusu ya da temizlik ob­sesyonu sahibi olmak mutlaka temiz olmak anlamına gelmez. Bu tür korku ve takıntıları olmayan insanlar da temiz ve düzenli olabilir, sağlıksız ortamlardan kaçınıp gündelik yaşamlarına kir bulaşmasını uygun ölçüde en­gelleyebilirler.

Fobi Nedir ? – Fobiler

Fobi Nedir? – Fobiler

Fobi kelimesi, Yunancada korku anlamına gelen "phobos" kelimesinden geliyor. Fobi genel olarak normal dışı korkular olarak tanımlanıyor. Günü­müzde tanımlanmış yüzden fazla fobi bulunuyor. Karan­lıktan korkma ya da bir hayvandan korkma ise neredeyse sıradan korkular olarak biliniyor. Karanlık, uçak, kapalı yer, diş hekimi/doktor ya da kan görme gibi belirli spesifik durumlar üzerine odaklanmış fobiler ise özgül fobiler ola­rak biliniyor.

Fobiler hemen her nesneye ya da duruma karşı gelişebilen tepkilerdir. Fobik bireyler, fobik uyarana ender olarak zorlukla katlanabilse bile genellikle bu uya­randan aşırı derecede kaçınma eğilimi gösterirler. Fobiler kişinin aktüel ve sosyal hayatını veya mesleksel işlevselliği­ni belirgin bir şekilde aksatır ve kişinin uyumunu bozar. Fobik birey, korkularının anlamsız olduğunu bilse bile bu, uyarana abartılı bir korku hissedip ondan kaçınma tepki­sine engel olamaz. (korku fobi)

Fobilerden önce korkular geliyor değil mi? Korku nor­mal yaşamın parçasıdır denilebilir mi?
Evet, korku normal yaşamın bir parçasıdır. Fobisi ol­mayan insan yok gibidir. Ancak, bazı insanlar için günde­lik yaşamlarında baş ettikleri bir konu olduğu için dik­katlerini çekmez. Örneğin böcek fobisi olan bir insan bö­cek olan bir ortamda yaşamıyorsa onun için bu korku gündemden düşmüştür ama kaybolduğu anlamına gel­mez. Dolayısıyla, fobi de korkunun bir çeşididir. Fobik korku daima bir şeye yöneliktir, yani belirsiz değildir. Yö­nelik olduğu bu etken bir durum, işlev ya da nesne olabi­lir. Ancak fobinin öteki korkulardan farkı, onun yönelik olduğu etkenle orantısız derecede aşırı şiddette olmasıdır. Bu durum ancak kişinin toplumsal yaşamı, iş ve insan ilişkilerinde sorunlara, işlev yitimine yol açıyorsa ya da kişinin kendisini haddinden fazla rahatsız ediyorsa bir fo­biden söz edebiliriz.

Korkunun faydaları

Bu tanımlamaları biraz açabilir miyiz?

Önce normal yaşamdaki korkulardan başlayalım. Korku insanı normal yaşama uyumlu hale getirir ve ge­rekli durumlarda önlem almasını sağlar. Hiç korkusuz olsaydık normal yaşama uyum sağlayamaz, tehlikeleri algılamakta yetersiz kalırdık. Tehlikeler bir yana, aslın­da yaşadığımız her zor durumda az çok korku duyarız. Bu bir yerde insanı yönlendiren bir sinyal gibidir. Tıpkı, trafik ışıkları gibi. Kırmızıyı görünce geçmeyiz, sarı gö­rünce daha dikkatli oluruz. Fobiler ve korkular da bir bakıma sarı ışık, hatta yerine göre kırmızı ışık fonksiyo­nu görürler. (fobi pdf)

Yani, korku insanı daha uyanık ve savaşmaya hazır ya­par öyle mi?

Bu hem duygu ve düşünce, hem de bedenin fizyoloji­si bakımından böyledir. O nedenle korkunun azı zor­lukları aşmada faydalı, ancak çoğu zararlıdır. Çünkü korku fazla olduğunda pek çok tepkimiz sınırlanır, he­defini şaşırır, koordinasyonunu kaybeder. Bu durum do­nakalma ya da gereksiz itaat ya da aşırı tepkiler arasın­da gidip gelen yanlış davranışlara yol açar. Öte yandan, dozunda korku ise bedenin hormon, otonom sinir siste­mi aktivitesi ve sinirsel iletken düzeylerini değiştirerek kişiyi daha saldırgan bir tepki verebilmek için hazır ha­le getirir. Mücadele edilen tehdit unsuru da bu durumu algılayıp tutumunu ona göre ayarlayabilir. Dolayısı ile korku bu gibi durumlarda kişinin tepkilerini ayarlama işlevi görür.

14 Mayıs 2010 Cuma

Sosyal Fobi ve Agorafobi Nedir ?

Sosyal Fobi Nedir, Sosyal Fobi Forum

Sosyal fobi, bireyin sosyal ortamlarda ya da perfor­mans gerektiren durumlarda utanıp küçük düşeceğini dü­şünerek nedensiz yere korkması durumudur. Hatta sosyal fobisi olan birey toplum içinde yemek yeme, konuşma ve basit eylemleri yapmaktan bile kaçınır.

Fakat sosyal fobi psikiyatride anksiyete bozuklukları içerisinde yer alır. Böyle kişiler toplum içerisinde herkesin kendisini izlediği­ni düşünür, grup içerisinde küçük düşmekten korkarlar, hatta aralarında el sıkışma korkusu bile duyanlar vardır. Sosyal fobisi olan kişiler toplumdan kaçınmalarından do­layı olduğundan çok daha vasat ve negatif algılanabilirler. Sosyal fobisi olan vakalarla görüştüğümüzde pek çoğu ilk ifadelerinde çocukluk çağında diğer çocuklara kıyasla da­ha mahcup, ürkek ya da içine kapanık olduklarını belirt-seler de bu konudaki asıl gerçek olarak sosyal fobileri olan kişilerin ebeveynlerinin çocukluklarında yaptıkları ufak tefek hatalar sonrasında dalga geçtiklerini bu hata­larını tekrar tekrar onlara hatırlatarak utandırdıkları iler­leyen terapiler sırasında ortaya çıkmıştır. Utangaçlığa kar­şı zaten bir eğilimi olan kişilerin bu zaafları aileleri tara­fından özellikle çocukluk çağında değişik zamanlarda ya­rı şaka yarı ceza niyetiyle tekrar edilerek daha da pekişti­rilmiştir. Türk toplumunda maalesef utandırarak öğretme ya da cezalandırma yöntemi hâlâ kullanılan, eski ve çok çeşitli psikiyatrik problemler üreten bir yöntemdir. Bu du­rum da onları sosyal izolasyona ve yalnızlığa kadar götü­rebilir. Bu kişiler otuz kırk yaşlarına gelseler bile sosyal fobileri yüzünden karşı cinsle iletişim kurmaktan şiddetle kaçınmaktadırlar ve evlenmeyi çok isteseler bile evlenme­den yaşamlarına devam etmek zorunda kalabilmektedirler. Oysa sosyal fobiler ilaç tedavisi ve destekleyici bir te­rapi yöntemiyle kolayca tedavi edilebilmektedir. (Sosyal fobi çözüm)


Sosyal fobi oranı erkek ve kadında aynı mıdır? Diğer fobiler daha çok kadınlarda görülürken sosyal fobinin hem erkek hem de kadınlarda eşit oranda görül­mesi dikkat çekicidir. Bu gibi kişiler özellikle başkalarının önünde yemek yemek ve içmekten hoşlanmazlar, örneğin bir fincan ya da bardağı tutarken ellerinin titreyeceğinden çekinirler. Bu yüzden terleyebilir, ağızları kuruyabilir ve kendilerine birisinin baktığını düşündüklerinde yutkunma­ları bile güçleşebilir. Bu yüzden yemek davetlerinden kaçı­nabilir, yolda bir başka yolcunun karşısına oturmaktan çe­kinir, patronunun karşısına çıkmaktan hoşlanmaz, hatta mayo ile ortaya çıkamayabilir.

Özellikle başkalarının karşısında çalışmak zorunda olan öğretmen, doktor, memur, sekreter gibi değişik mes­lek grupları bundan etkilenebilir. Bu şekilde davranan bir kişi mesleğinde ilerlemekte güçlük çekebilir, çünkü devam­lı hedefini küçültmek zorunda kalır. .

Sosyal fobisi olanlar doktora gitmekten de kaçınır. Derdini söylemez. Bu nedenle bu durumları uzun yıllar gizli kalabilir. Utangaçlık ya da çekingenlik zannedilerek de hoş görülmesi yoluna gidilebilir ama bu da tedaviyi ge­ciktirir. Uzun yıllar sosyal fobiden muzdarip olmak nede­niyle giderek depresyona giren, alkole yönelen kişilere de rastlanır. Bazı sosyal fobikler alkol etkisi altında biraz ra­hatlayabilir ve geçici bir süre farklı davranabilirler. Bazı kişilerin alkol alınca daha sıcakkanlı ve sempatik oldukla­rı düşüncesi bu gözlemlerden de kaynaklanmaktadır. (sosyal fobi belirtileri)

Oysa sosyal fobisi olan insanlar aslında başkaları ile tanışmak ve ilişki kurmak isterler. Fakat ellerinde olmayan nedenlerle bunda güçlük çeker ve kendileri de bundan ra­hatsız olurlar. Ancak bu durumu bilmeyen çevre, onların insanları sevmediği, suratsız olduğu gibi bir izlenime kapı­labilirler ki, bu da sosyal ilişkileri daha da bozarak kısır döngüyü artırır.

Bazı sosyal fobikler dış görünümleri ile çok uğraşırlar, estetik cerrahi uzmanlarına başvurarak burun, kulak, ya da karınları ile ilgili düzeltme ameliyatları için talepte bu­lunurlar. Bazı sosyal fobikler ise bunu belli etmemek için çeşitli davranış şekillerine başvurabilirler. Örneğin devamlı konuşma, bunlardan biridir. Böylelikle başkalarının tepki­lerini görmezden gelme yolunu seçmiş olurlar.

Agorafobi Nedir, Agorafobi Tedavisi


Fobilerin en yaygın görüleni olduğu tahmin edilmekte­dir. Oldukça rahatsız edicidir. Yunancada "pazaryeri" an­lamına gelen agora sözcüğünden türetilmiştir. Bu gibi kişi­ler genellikle büyük alışveriş merkezi, kalabalık dükkanlar ve pazaryerlerine, ya da otobüs gibi kalabalık ulaşım araç­larına girmekten kaçınırlar. Yalnız kalabalık yerler değil, tüne! ve asansör gibi hemen çıkması mümkün olmayan yerlerden de uzak dururlar.