grip etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
grip etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Mayıs 2010 Pazar

Grip ile ilgili 5 soru



Her yıl milyonlarca kişi grip olur. Peki grip ile ilgili bildiklerimizin ne kadarı doğru?

Harvard Tıp Okulu’ndan bilim adamları grip ile ilgili beş önemli soruya açıklık getiriyor...

1. Evde ne zaman istirahat etmeliyim?
Özellikle hastalığın en bulaşıcı olduğu günlerde, evde kalmanız son derece önemli. Ancak bu günü belirlemek biraz zor olabilir. Soğuk algınlığı için, semptomların görülmeye başladığı ilk gün, hastalığın en bulaşıcı olduğu zamandır. Gribin en bulaşıcı olduğu zaman ise semptomların ortaya çıktığı günün öncesidir.

2. Doktora ne zaman gitmeliyim?
Ateş, titreme, solunum sırasında göğüste ağrı, balgamlı öksürük, veya dehidrasyon varsa, mutlaka bir doktora gitmelisiniz.

3. Soğuk algınlığı ve grip neden özellikle kış aylarında görülür?
İnsanlar, kışın soğuk nedeniyle kapalı mekanlarda daha fazla kalırlar ve böylece mikroplar daha kolay yayılır.

4. Daha çok yemek yemem gerekir mi?
Bu günlerde, normal zamandakinden fazla veya az yemenizi gerektirecek bir durum yoktur. Ancak yeterli miktarda sıvı tükettiğinizden emin olmalısınız.

5. Grip olduğumda grip aşısı olabilir miyim?
Kendinizi çok hasta hissetmiyorsanız ve ateşiniz yoksa, aşı olabilirsiniz.

Bahar aylarında saman nezlesine dikkat



Bahar aylarında sık görülen saman nezlesi (alerjik rinit) hastalığı birçok kişinin yaşam kalitesini bozuyor.

Toplumun yüzde 20'sini etkileyen bu hastalıkla ilgili Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op. Dr. Süreyya Şeneldir, "Rinit, burun iç kısmını döşeyen ve mukoza adı verilen dokunun iltihabi reaksiyonudur. Rinitlerin yaklaşık yarısı alerjiye bağlıdır. Alerjik rinit, ortamda bulunan bir alerjenin, nefes alma sırasında burna alınıp, burnun iç yüzeyine yapışması ile bu alerjene karşı hassasiyeti olan kişilerin burnunda mikrobik olmayan bir iltihap sonucu ortaya çıkan şikayetler ve bulgulardır. Hastalık, ilk dönemlerde yanlış bir isimlendirme ile 'saman nezlesi' olarak tanımlanmış, daha sonra hastalığın polenlerle ilgili olduğu belirlenmiş ancak 'saman nezlesi' terimi kullanılmaya devam edilmiştir" dedi.

Genelde 1-20 yaş arasını etkiliyor

Şeneldir, 'Alerjik rinit'in görülme sıklığı konusunda ise "En sık görülen alerjik hastalıktır. Toplumun yaklaşık yüzde 20'sini etkilemektedir. Her yıl çok sayıda insan alerjik rinite yakalanmaktadır. Bazıları çok hafif atlatırken bazıları için çok ağır geçmekte, işlerini engelleyerek yaşam kalitesini bozmaktadır. Hastalık her yaşta ortaya çıkabilir ancak genelde 1-20 yaş arası başlar. Çoğunlukla ailede aynı ya da benzeri hastalıklar mevcuttur" dedi.

'Alerjik rinit'in belirtileri konusunda Şelendir, "Burunda kaşıntı, sulanma (şeffaf), hapşırma, aksırma nöbetleri, damakta kaşınma, öksürük ve boğaz ağrısı, boğazı temizleme isteği, gözlerde sulanma ve kaşıntı n temel belirtilerdir" diye konuştu. 'Alerjik rinit'in çeşitleri konusunda Şelendir şunları söyledi:

Coğrafi bölge ve iklimle yakından ilgili

"Mevsimsel Alerjik Rinit: Ağaç poleni, çayır poleni ve yabani ot polenlerine karşı alerji gelişmesi sonucunda ortaya çıkar. Şikâyetler bu alerjenlerin atmosferde yoğun olduğu dönemlerde belirgindir. Hastalığın yıl içindeki süresi coğrafi bölge ve iklim ile yakından ilişkilidir. Polen mevsimi dışında hastalar genelde rahattır.

Yıl Boyunca Devam Eden Alerjik Rinit: Alerjenlere temasın yıl boyu devam ettiği ve şikâyetlerin genellikle tüm yıla yayıldığı alerjik rinit şeklidir. Neden olan alerjenler ev tozu akarları (mite), hamamböcekleri, ev hayvanı alerjenleri (kedi, köpek, hamster gibi) ve mantar sporlarıdır (küf). En önemli alerjen ev tozu akarlarıdır (mite). Hastanın yaşadığı ortamda sürekli olarak akar alerjenlerine maruz kalması şikâyetlerinin yıl boyu devam etmesine neden olur. Hamamböcekleri de önemli bir ev içi alerjen kaynağıdır. Alerjisi olanlar, hamamböceği alerjenlerine maruz kaldıklarında rinit şikayetleri ortaya çıkmaktadır.

Diğer bir ev içi alerjen ise ev hayvanı alerjenleridir. Özellikle kedi antijenleri çok önemlidir. Bulaştığı ortamda aylarca varlığını devam ettirebilir. Sadece ev içinde değil, okul, işyeri ve toplu taşıma araçlarında da yüksek düzeylerde tespit edilmiştir. Ayrıca mantar (küf) alerjisi olanlarda, ev içi mantarlara maruziyet şikâyetleri tetikleyecektir.

Mesleksel Alerjik Rinit: Çalışma ortamındaki alerjenlere ya da irritan (tahriş edici) maddelere bağlıdır. Hapşırma, burun akıntısı ve burun tıkanıklığı gibi alerjik rinit bulguları çalışma ortamına girdikten sonra ortaya çıkar. Hastalar hafta sonlarında ve tatillerde rahattır".

Bayramlaşırken gribe dikkat edin



Doktorlar, nezle ve grip olan kişilerin bayramda kesinlikle hiç kimseyle öpüşmemesi uyarısında bulundu.

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı Prof.Dr. Recep Akdur, nezle ve grip olan kişilerin bayramda kesinlikle hiç kimseyle tokalaşıp öpüşmemesi uyarısında bulundu. Akdur, yaptığı açıklamada, nezle ve grip virüslerinin hasta kişilerin öksürük ve hapşırıklarıyla ellerine, oradan da diğer insanlara bulaştığını, bu nedenle bu hastalıkların en önemli bulaşma yolunun eller olduğunu söyledi.

Bayramda akraba ve dost ziyaretlerine gidildiğinde bol bol tokalaşılıp öpüşüldüğünü kaydeden Akdur, böylece hasta olanların çevresindekilere nezle ve grip virüsü bulaştırdıklarına dikkati çekti. Nezle ve grip olan kişilerin bayramda kesinlikle hiç kimseyle tokalaşıp öpüşmemesi gerektiğini bildiren Akdur, ''Aksi takdirde sevdiklerine bayram hediyesi olarak nezle ve grip vermiş olurlar'' diye konuştu.

Nezle ve gribi başkalarına bulaştırmak istemeyenlerin öksürürken ve hapşırırken kirlenen ellerini sık sık yıkamaları gerektiğini anlatan Akdur, ''Aslında sevdiklerimize grip ve nezle hediye etmemenin en kesin yolu, hasta olanların bayram ziyaretlerine giderken bez maske takmasıdır'' dedi

Gribe Karsi Kalici Korunma Yolu



Doç. Dr. Wayne A. Marasco, gribe karşı korunma yollarını açıkladı.

Yeni bilimsel keşif, bir gün griple mücadelede aşının yanında her yıl değişmesi gerekmeyecek tedaviye umut ışığı yakıyor.

Sadece kuş gribini değil, influenza virüslerinin yaklaşık yarısından fazlasını etkisiz hale getiren yeni antikorlar keşfettiklerini söyleyen Harvard Medikal Okulu'ndan Doç. Dr. Wayne A. Marasco, "Mevsimsel influenza virüsleri bizi kışın etkiliyor. Antikorlar influenza virüslerinin yeni bir kısmını tanıyor ve yeni bir mekanizmayla virüs etkisiz hale getiriyor. Bu nedenle bu gerçekten yeni bir hedef, mekanizma ve insan antikorları" diye konuştu.

Nature Structural and Molecular Biology dergisinde yayınlanan çalışmada, antikorların ilaç gibi kullanılabileceğini belirten Marasco, antikorlardan elde edilen ilaçlar kolon, göğüs ve lenfoma kanseri gibi hastalıkların tedavisinde yaygın yer kaplayacağını açıkladı. Yeni keşfedilen antikorlardan elde edilen ilaçlar diğer tedavilerin kombinasyonuyla kuş gribi ve mevsimsel influenzayı tamamen tedavi edebilir ya da önleyebilir ve bunun yanında uzun süreli grip aşısı geliştirmesi için yapılan çalışmalara yol gösterebilir.

Marasco, bu grip antikorlarının tamamen insan antikor ilaçlarının içinde geliştirilebildiğini belirterek, bunların kliniklerde kullanılabileceğini söyledi. Marosco bu antikorların grip aşısının yerini alamayacağını belirterek, "Fakat bunlar bize aşı geliştirmek için yeni bir yaklaşım verdi. Eğer virüsün içindeki bölgeyi hedefleyen aşı geliştirilirse bu uzun süreli koruma sağlayabilir" dedi.

15 Mayıs 2010 Cumartesi

Grip


Grip (=influenza, = flu), her yıl milyonlarca kişiyi etkileyen bir solunum yolu akut enfeksiyonudur. Oldukça bulaşıcıdır. Her yaş grubunu etkiler. Çok hafif belirtilerden hastaneye yatışı gerektirecek hatta ölümcül olabilen ağır enfeksiyonlara kadar farklı seyredebilir. Birçok solunum yolu viral infeksiyonu benzer klinik tabloya yol açabilir. Gribi diğerlerinden ayıran temel özellikler salgınlar yapabilmesi, tüm dünyada salgınlara yol açması ve özellikle alt solunum yolunda olumsuz sonuçlara yol açması, önemli ölçüde iş-gücü ve okul süresinden kayba neden olmasıdır.

Grip Etkenleri
Grip etkeni virustur. İnfluenza viruslar çekirdek proteinlerindeki antijenik farklılığa göre A, B, ve C olmak üzere 3 tipe ayrılır. İnfluenza A virusu sadece insanları değil kuş türlerini, atları, domuzları da enfekte edebilir. İnfluenza B ve C ise sadece insanlarda hastalığa neden olur. En sık görülen influenza A, daha az oranda B’dir. İnfluenza C virusu çok daha hafif hastalık tablosuna yol açar ve salgınlara yol açmaz. Virus genetik yapısındaki değişiklikler yeni alt tiplerin ortaya çıkmasını kolaylaştırmaktadır. Virusun en önemli özelliklerinden biri de antijenik değişim göstermesidir. İnfluenza virusu HA ve NA.larına göre alt tiplere ayrılır.

Antijenik shift, genetik yeniden yapılanma sonucu yeni bir virüs alt tipinin sentezlenmesi demektir. Shift sonucu ortaya çıkan yeni virus alt tipine karşı toplumda bağışıklık olmadığından, tüm dünyayı etkileyen ve pandemi diye nitelendirilen geniş salgınlar çıkabilir. Bazı influenza A virusları bazı hayvan türlerine özgü iken, bazıları farklı türlerde hastalık yapabilir. İnfluenza A’nın kuşlarda, domuz ve insanlarda hastalık yapabilmesinin yeni shiftler oluşmasında en önemli rolü oynadığı düşünülmektedir. İnfluenza C tipinde antijenik değişim söz konusu değildir. Geçtiğimiz yüzyılın en önemli pandemileri; 1918’de influenza A (H1N1), 1957’de influenza A; H2N2, 1968’de influenza A (H3N2) ve 1977 de influenza A (H1N1) alt tipleri ile ilgilidir. 1918 pandemisinde 21 milyon kişi ölmüştür.

Antijenik drift ise; bir influenza alt tipinde her yıl ya da birkaç yılda bir görülür. Yeni suşlar ortaya çıkar. Böylece de vücudun bağışıklık sisteminden kaçmış olur. Antijenik drift sonucu da epidemiler görülür. Her yeni suş da izolasyon yeri, laboratuvar numarası ve yılına göre adlandırılır. Örneğin: İnfluenzaA/Sydney/5/97 (H3N2) gibi. İlk kez 1997'de Sydney’den gelen bir İnfluenza A virusu. Eğer hayvandan elde edilmiş ise onun ismi de yazılır.

Grip ne zaman görülür?
İklim tipine göre değişir. Ülkemizin de içinde olduğu ılıman iklim bölgelerinde sonbahar sonu, kış aylarında ve ilkbahar başında (Aralık-Nisan) görülür.

Grip nasıl bulaşır?
Öksürme, hapşırma ile virus içeren küçük partiküllerin solunması ve yakın temas ile bulaşır. Kuluçka süresi çok kısadır. Virus solunum yollarının iç yüzünü döşeyen hücrelere tutunur ve dökülmesine neden olur. Alınan virusa bağlı olarak 18-72 saatte ortaya çıkabilir. Virusun atılımı 5-10 gün kadar sürer. Solunum yolunda oluşturduğu hasar genellikle iki haftada iyileşir.

Klinik belirti ve bulguları nelerdir?
Birçok hastalıkta olabilecek belirti ve bulgular gösterir. Kişiye bağlı olarak semptomlar hafif veya ağır seyredebilir. Nezleden farklı olarak burun akıntısı çok daha azdır. Burun tıkanıklığı olabilir ve klinik tablo daha ağırdır. Sadece hafif bir boğaz ağrısı ve hafif bir kırgınlıkla da seyredebilir. En belirgin bulguları: ani başlayan ateş, titreme, başağrısı, göz hareketleriyle ağrı, kas ağrısı ve halsizlik, bitkinlik, terleme, boğaz ağrısı ve iştahsızlıktır. Ateş genellikle 3 gün kadar sürer, 8 güne dek uzayabilir. Kuru öksürük, göğüs kemiği altında ağrı ve yanma hissi olabilir. Çocuklarda yüksek ateş daha fazla olup, solunum sıkıntısı da olabilir. Bulgular 1-2 haftada sonlanır.

Gribe bağlı olumsuz sonuçlar neler olabilir ?
Bizzat grip virüsüne bağlı akciğer enfeksiyonu ( viral pnömoni) az da olsa görülebilir. Bu gebelerde ve kalp hastaları olanlarda daha fazladır. Yine daha çok yaşlılarda, kalp ve akciğer hastalarında daha fazla olmak üzere ikincil bakteriyel pnömoniye yol açabilir. Virus solunum yolu epitelini hasara uğrattığı için bazı bakterilerin yerleşimini kolaylaştırır. Özellikle yaşlılarda hayati risk oluşturacak ağır enfeksiyonlara yol açabilir. Akciğer dışında da otit (kulak iltahabı), myozit (kas iltihabı), kalp zarlarında iltihap ve ensefalit (beyin iltihabı), myelit (kemik iltihabı), nadiren Guillian Barre sendromu görülebilir. Daha çok influenza B ile birlikte görülen Reye sendromunda karaciğer ve santral sinir sistemi bulguları görülür. Çocuklarda aspirin alımıyla ilgisi bulunduğu için grip olan çocuklarda aspirin önerilmez.

Tanı
Birçok tanı yöntemi vardır. Direkt virus antijen tayinininden, virus hücre kültürlerine ve serolojik yöntemlere kadar. Bu testler için özel laboratuvarlar gereklidir, ayrıca her hastaya uygulanması pratik değildir. Testler daha çok epidemiyolojik veriler için kullanılmaktadır. Grip tanısı hekim tarafından hastanın semptomları ve fizik muayene bulgularına göre konulur.

Tedavi
Gribin kesin tedavisi yoktur. Tedavi genelde belirtilere yöneliktir. Ağrı kesici ve ateş düşürücü ilaçlar kullanılabilir. Aspirinin, gripte kullanımıyla, Reye sendromu olarak adlandırılan, karaciğer ve santral sinir sistemini tutan bir tablo ile ilişkisi kurulduğundan 18 yaş altında önerilmez. Antibiyotik kullanımının yararı yoktur. Eğer sekonder bakteriyel enfeksiyonlar varsa hekimin önereceği antibiyotik kullanılmalıdır. Bugün için semptom süresini azaltan birkaç antiviral ajan bulunmaktadır. Yan etkileri nedeniyle kesinlikle hekim kontrolunda ve risk gruplarında olup aşı yapılamayanlarda , ilk 48 saatte uygulanması gerekir.
İstirahat ve düzenli, sağlıklı beslenme önemlidir. Bol su ve sıvı gıdalara ağırlık vermelidir. Ağır, yorucu hareketlerden kaçınılmalıdır. Eğer belirtiler düzelmez, ateş yüksek seyreder veya kişi kendini kötü hissederse hemen bir hekime başvurulması gerekmektedir.

Korunma
Kişisel korunma, aşı ve kemoproflaksi olarak adlandırılan ilaçla korunma şeklindedir.
Kişisel korunma; grip kalabalık, havalandırma sorunu olan ortamlarda hızla yayılır. Zorunlu olmadıkça, grip salgınları esnasında bu tür ortamlardan uzak durmak gerekir. Hasta olan kişiyle yakın temastan kaçınılmalıdır. El sıkışma, öpüşme, ortak eşya kullanımıyla da bulaşabilir. Sık sık el yıkamak gerekir. Grip aşısının, kimlere yapılması gerektiği ve koruyuculuğu ayrı bir başlık altında ele alınacaktır.

G Harfi ile Başlayan Hastalıklar

Gastrit

Midenin iç yüzündeki zarın iltihaplanması sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. Mide iltihabı veya mide nezlesi de denir.

Hazırlayıcı nedenler Ağır yemekler, fazla kuru veya sert yiyecekler, hamur işleri, tatlılar, acı ve baharatlı yiyecekler, alkol, fazla miktarda çay, kahve veya sigara içmek, yemek saatlerinin düzensiz olması, çabuk çabuk ve çiğnemeden yemek, fazla ilaç kullanmak, ateşli hastalıklar, karaciğer veya safra kesesi hastalıkları, kalp hastalıkları veya romatizmadır.
Tedaviye başlamadan önce hastalığın nedenini tespit etmek gerekir.

Belirtileri Mide ağrısı, bulantı veya kusma, baş ağrısı, iştahsızlık, aniden çıkan ateş, baş dönmesi, dilde beyaz pas, yorgunluk görülür. Midenin üzerine bastırlınca da ağrı hissedilir. Bu belirtiler özellikle ilk bahar ve son bahar aylarında artar.

Tedavisi Perhiz ve istirahat şarttır. Hastalığı doğuran nedenler ortadan kaldırılır. Hafif yiyecekler yenir. Aspirin gibi ilçlar kullanılmaz. Yemekler, yavaş yavaş ve çok çiğnenerek yenir.

Gazlar

Midede veya bağırsaklarda gaz birikebilir. Nedeni; hava yutmak veya mide hastalıklarıdır.

Gece körlüğü

Beslenmedeki A vitamini eksikliğinin neden olduğu bir hastalıktır. Hasta; alacakaranlıkta gereği gibi göremez.

Geğirmek

Çoğunlukla sinirli kimselerde görülür. Bunlar yemeklerde haddinden fazla hava yutarlar. Ayrıca geğirme mide veya safra kesesi hastalıklarının bir belirtisi olabilir. Bu nedenle esas nedeni tespit etmek gerekir.

Gevşek penis

Erkeklik organının sertleşmemesi, sağlık durumunun bozukluğundan kaynaklanır. En önemli neden sinir bozukluğudur. Kendine güvenememe, yorgunluk, içki, şeker hastalığı, uyuşturucu madde alışkanlığı da diğer nedenler arasında sayılabilir.

Tedavinin ilk şartı; kötü alışkanlıkları bırakmak, kendine güvenmek, temiz havada dolaşmak ve yeterince gıda almaktır.

Gıda zehirlenmeleri

Gıda zehirlenmeleri; çoğunlukla bayatlamış ve bozuk yiyecekler veya bayat balık yedikten sonra görülür.

Belirtileri Hasta solumakta, yutkunmakta güçlük çeker. Kaslarında ağrı ve kramplar vardır. Baş dönmesi, halsizlik, mide ağrısı ve bulanık gördüğünden şikayet eder.

Bazı hastalarda kabızlık, bazılarında da ishal görülür. Yapılacak ilk iş, hastayı kusturmaktır. Gerekiyorsa sunni solunum da yapılır. Vakit kaybetmeden hastaneye götürülür.

Göğüste su toplaması

Tıp dilinde sulu zatülcemp denilen hastalıktır. Akciğerlerin etrafını saran zarın iltihaplanması sonucu meydana gelir. Zarın iki yaprağı arasına su toplanmıştır.

Nedeni; şiddetli soğuk algınlığı, bronşit, böbrek hastalıkları veya kulak iltihaplarıdır. Göğsün yan taraflarında şiddetli ağrı hissedilir. Bunlara bastırıldığı zaman ağrı şiddetlenir. Nefes darlığı vardır. Yatak istirahati ve doktor tedavisi şarttır.

Göz ağrısı

Göz ağrısının nedenleri çeşitlidir. Az ışıkta çalışmak sonucu gözlerin yorulması, gözdeki herhangi bir kısmın iltihaplanmış olması, göze yabancı bir cisim kaçmış olması, sinüzit, yarım başağrısı, grip, nezle ve ateşli hastalıklar göz ağrısına neden olabilir. Önce hastalığın nedenini tespit etmek gerekir.

Göz iltihabı

Halk arasında göz nezlesi veya pembe göz denir. Göz yuvarlağının üstünü örten ince zarın iltihaplanması sonucu ortaya çıkar. Tıp dilinde konjonktivit denir. Çoğunlukla ilk bahar aylarında görülür. Gözde sulanma; kanlanma, batma hissi veya ağrı vardır. Hasta ışığa bakmakta güçlük çeker.

Göz kanlanması

Göz kanlanması ile birlikte ağrı yoksa aşağıdaki reçeteler uygulanır. Kanlanma ile birlikte ağrı varsa; mutlaka göz doktoruna gitmek gerekir.

Göz kaşıntısı

Gözlerin kaşınması, önemli bir hastalığın işareti olabilir. Bu nedenle doktora başvurmak gerekir.

Göz sulanması

Göze toz kaçması, çapaklanma, göz iltihabı, nezle veya bazı alerjik hastalıklar göz yaşının fazlalaşmasına neden olur. Şikayetler soğuk havalarda daha da artar. Doktora başvurmak gerekir.

Göz tiki

Aniden ortaya çıkan, fakat önemli olmayan bir durumdur. Alışkanlık spazmı da denir. nedeni, yorgunluk, üzüntü, heyecan ve yaşlılarda adale zafiyetidir. Yapılacak ilk iş, istirahat etmektir.

Gözbebekleri iltihabı

Gözün bir kazayla yaralanması veya romatizmalı hastalarda üşütme sonucu ortaya çıkar. Bazen; şeker hastalığı, burun hastalıkları, ve frengili hastalarda da görülür.

Tıp dilinde iritis denilen bu hastalık vakit kaybedilmeden tedavi edilmesi gerekir.
Hasta, ışığa fazla bakamaz. Gözlerinde veya gözlerinin üst kısmına gelen bölgede şiddetli ağrılar vardır.

Gözlerde; sulanma ve kızarıklık da görülür. Göze dikkatle bakıldığında; renkli kısmın etrafındaki rengin de koyulaştığı görülür.

Gözkapağı iltihabı

Göz kapağı kenarlarının iltihaplanıp, kızarma, kabuklanma ve ağrı yapmasıyla ortaya çıkar. Tıp dilinde blefarit denir.

Gözkapağı şişliği

Gözkapakları, çoğunlukla fazla ağlama sonucu şişer. Nezle veya kızamık sırasında da görülür. Bunlardan başka, kalp, böbrek, hastalıkları veya beze iltihaplanmasının da bir işareti olabilir. Bazı kimselerde de alerjiktir.

Grip

Tıp dilinde influenza adı verilen bu hastalık bulaşıcıdır. Grip olan kişinin nefesindeki damlacıklarla yayılıp, salgın hale gelebilir. Paçavra hastalığı da denir.

Aniden başlar ve devamlı olarak ateş yükselir. Baş ve sırt ağrıları, titreme nöbetleri, nezle, öksürük, iştahsızlık, baş dönmesi de görülür. Tedavinin ilk şartı istitrahat etmektir. İyi tedavi edilmezse, başka hastalıklara da yol açabilir.

Guatr

Tiroid bezinin büyümesi sonucu ortaya çıkan ve boynun ortasında, yutkundukça aşağı yukarı hareket eden şişlikle kendini belli eden bu hastalığa guşa veya cedre de denir. Tıp dilindeki adı strumadır.

Guatr, özellikle geceleri nefes darlığı yapar. Bazen de rahatsız edici öksürüklere neden olur. İki çeşit guatr vardır.

Basit Guatr Bu çeşit guatrda tiroid bezi balon gibi şişer. Nedeni alınan iyotun yetersiz olmasıdır. Dağlık bölgelerde oturanlarda, ergenlik yaşlarında ve hamilelerde çok görülür.

Yumrulu Guatr Bu çeşit guatrda, tiroid bezinin iki yanında kabarıklık veya üzüm salkımını andıran şişlikler görülür. Her iki çeşit guatrda da endişelenecek bir durum yoktur. Ancak tedaviye erken başlamak gerekir.

Yemeklerde iyotlu tuz kullanmak, mümkün olduğu kadar çok balık, pırasa, kuru erik, yumurta, taze fasulye, pazı, soğan, sarmısak, dut veya dut kurusu, havuç yemek; inek sütü, erik hoşafı, ve havuç suyu içmek çok faydalıdır. Ayrıca kabız olmamaya gayret etmek gerekir. Lahana, mısır ve turp da yenmemelidir.

Güneş çarpması

Uzun süre güneşte veya sıcakta kalmak sonucu; aşırı terleme, ağrılı kramplar ve kanın koyulaşması şeklinde kendini gösterir.
Yapılacak ilk iş; hasta giyinikse, hemen elbiseleri gevşetilip, gölgeye taşınır. Yüzü, göğsü ve kolları soğuk su ile ıslatılır. Durumu ciddi ise, ıslak bir çarşafa sarılarak hastaneye götürülür.

Güneş yanığı

Vücudun güneşte kalan kısımlarında bir süre sonra yanma, kızarma ve kaşıntı başlar. Kısa bir süre sonra da su toplar.

Stres, gribi de tetikliyor



Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Barlas Aydoğan, mevsimsel dönüş nedeniyle artan gribal vakalardan korunmak için vücudu yorgun düşüren stresten uzak durulması gerektiğini bildirdi.

Doç. Dr. Barlas Aydoğan, yaklaşan kış ayları öncesi gece ve gündüz arasındaki ısı farkları nedeniyle solunum yolu ve gribal enfeksiyon şikayetlerinde önemli oranda artış yaşandığını söyledi.

Özellikle bu aylarda vücudun ısı oranının iyi ayarlanması ve kıyafet seçimine özen gösterilmesi gerektiğini ifade eden Aydoğan, vücut direncini artırıcı gıda maddelerinin ise daha fazla tüketilmesi gerektiğini belirtti.

Vücut direncini düşürücü her türlü etkenin gribal enfeksiyonları tetiklediğini anlatan Aydoğan, kişinin yaşamını olumsuz etkileyen stresin de hastalığın ortaya çıkmasında etkili olduğunu kaydetti.

Stres yaratan ortamların vücudun savunma sistemini etkileyeceğini ve direncini düşüreceğine işaret eden Aydoğan, “Mevsim dönüşü nedeniyle artan gribal vakalardan korunmak için vücudu yorgun düşüren stresten uzak durulması gerekir” dedi.

Aydoğan, eylül ve ekim aylarında yapılacak grip aşısının hastalıktan büyük oranda korunmayı sağlayacağını söyledi. Bu tür aşıların önceki yıl görülen virüslere karşı üretildiğini de anımsatan Aydoğan, fayda sağlanamaması durumunda ise mutlaka bir uzman doktora başvurulması gerektiğini belirtti.

14 Mayıs 2010 Cuma

Alerji Deyip Geçmeyin Dikkatli Olun !

Dünya nüfusunun yüzde 20-35'ini etkileyen alerjik hastalıkların Türkiye'de yüzde 20'ye ulaşan sıklıkta görülüyor. Alerji gelişimi, kişinin aileden gelen genetik yatkınlığı ile birlikte çevresinde bulunan alerjenlerle de ilgili olduğu uzmanlar tarafından belirlendi.
Dünya nüfusunun yüzde 20-35'ini etkileyen alerjik hastalıkların Türkiye'de yüzde 20'ye ulaşan sıklıkta görüldüğü bildirildi.



Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Alerji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nihat Sapan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye Ulusal Alerji ve Klinik İmmünoloji Derneği'nin bu yıl düzenlenecek aktivitelerde ana tema olarak ''çocukluk çağı astımı''nın vurgulanmasını önerdiğini belirtti.



Alerjik hastalıkların dünya nüfusunun yüzde 20-35'ini etkilediğini ve bu oranın giderek arttığını ifade eden Sapan, alerji gelişiminin, kişinin aileden gelen genetik yatkınlığı ile birlikte çevresinde bulunan alerjenlerle temasıyla ilgili olduğunu bildirdi.



Türkiye'de alerjik hastalıkların ise yüzde 20 oranlarına ulaşan sıklıkta görüldüğünü dile getiren Sapan, şu bilgileri verdi:



''Alerjik rahatsızlıklar doğumdan itibaren başlıyor. Besin alerjisi genellikle 5 yaşına kadar görülüyor ve büyüdükçe önemli bölümü kayboluyor. Besin alerjisi çocuk yaşlarda yüzde 2-6 arasında görülürken, yetişkinlerde bu oran oldukça az. Besin alerjisine yol açan gıdaların başında fındık, fıstık ve deniz ürünleri geliyor. En fazla bilinen yumurta ve inek sütü alerjisi ikinci sıklıkta görülen alerjiler. Besin alerjisi, deride kaşıntıyla kendini belli ediyor. Ancak nadir de olsa bu rahatsızlık, şok ölümlere kadar gidebilen reaksiyonlar gösterebiliyor.''



''YASTIKLARDAKİ KAZ TÜYÜ BİLE ALERJİ YAPABİLİYOR''



Sapan, ''alerjik nezle'' denilen polenlerle ortaya çıkan rahatsızlığın daha fazla görüldüğünü vurgulayarak, ''Alerjik nezle Türkiye'de yüzde 15-20 arasında görülebiliyor. Tahmin bile edilemeyecek gıdalar, ürünler, alerjiye yol açabilir. Örneğin yastıkların içinde bulunan kaz tüyü bile alerjiye neden olabiliyor. Bu yüzden insanlar alerji konusunda biraz kuşkucu olmalı'' dedi.



Alerjik astımın ise çocuklarda görülme sıklığının yüzde 10, yetişkinlerde ise yüzde 5 civarında olduğunu ifade eden Sapan, şunları kaydetti:



''Alerjik hastalıkların erken tanımı çok önemlidir ve erken tanı konulduğunda başlanacak olan doğru tedavi iyi sonuçlar vermektedir. Çocuklar erişkinlerin küçük örnekleri olmayıp çok farklı bir yaklaşım gerekmektedir. Alerjik hastalıkların tanısında ve tedavisinde kullanılan testler her yaş grubunda yapılabilir. Tekrarlayan veya uzun süren öksürük, özellikle ateş yok ise alerjik astım nedeniyle ortaya çıkmış olabilir.



Her astımlıda nefes darlığı görülmemektedir. Öksürük ve burun akıntısı gibi rahatsızlıklara sık yakalanan ve sık antibiyotik kullanmak durumunda kalınan çocuklara alerji testleri yapılmalıdır. Bunlardan bir kısmına alerji tanılarının erken konulması ile uygun tedavi başlanırsa önemli yarar sağlanabilir. Tanı gecikmesi hastalığın kalıcı hasarlarının ortaya çıkmasına neden olabilir.''



Sapan, alerjik hastalıkların ve özellikle ''Çocukluk çağı astımı''nın tedavisinin bulunduğunu ve bu rahatsızlıkların kontrol altına alınabileceğini sözlerine ekledi.

Kaynak:
Haber7.Com
AA

Alerji Deyip Geçmeyin Dikkatli Olun, gıda alerjileri, alerjiler,grip